Dataset Viewer
Auto-converted to Parquet Duplicate
audio
audioduration (s)
3.52
12
text
stringlengths
17
270
speaker_name
stringclasses
1 value
11 yaş civarı başladı aslında. Yani şey ilkokulun bir müsameresi vardı. Shakespeare'in bir yaz dönümü gecesi rüyası oyununu sahnelemiştik.
someName
karakteri var onu oynamıştım peri karakteri oyun o kadar güzel çıkmıştı ki işte okul aile birliğine de
someName
katkısı olsun diye biliyorsun genelde yapılır böyle şeyler hadi bir de biletli temsil yapalım denmişti o dönem AKM'de oynamıştık oyunu
someName
Asıl mesleği biliyorsun aktörlük orada. Tabii. Dolayısıyla kendimi çok yetersiz, kendimi çok hazırlıksız hissediyordum.
someName
Hiçbir şekilde de bu işe bulaşmak istemedim oralarda.
someName
Sonra gel gör ki işte Türkiye'ye döndükten sonra hani Tilkin'in dönüp dolaşıp geleceği yer misali oldu. Sınavda da kabul görünce dedim tamam demek ki devam edecek bir şey var içimde de.
someName
Oradan eğitim başladı. Eğitimden sonra da mesleğe girdim. Aşağı yukarı da bir işte 22 yıl falan oldu başlayalım.
someName
Meziyetim mi diyeyim ya da bir hobim vardı. Hani annemleri falan toplayıp ya da aileyi toplayıp karşılarında bir performans yapmak gibi.
someName
Ya da işte gördüğüm bir şey dediğim gibi tekrar aktarmak gibi falan. Bunlara zaten meyilliydim.
someName
11 yaşında o oyun olmuştu. Ondan sonra bir süre ara verdik. O heyecanı. Ama 21 yaşımdaydı.
someName
Evet 21 yaşımdaydım. Jürinin önüne çıkmıştım. Hatta Mehmet Ali Alabora jürideydi.
someName
O dönem hocalığa yeni başlıyordu Mehmet Ali abi. Ve o böyle dönüp şey demişti bana.
someName
Mustafa Alabora var, Mehmet Ali Alabora var, Müjdat Gezen var, Şebnem Sönmez var. Var da var yani. Erol Keskin ne kadar orada. Murat Bey hayırdır yaş 21 dedi.
someName
Dedim anca geldim. Çünkü diğer önce şey yoktu. İzin yoktu. Şimdi kendimi serbest hissedince geldim.
someName
Normalde biliyorsun eğitim biraz daha erken başlar.
someName
Köşelerin kırılması için işte biraz daha bazı şeylerin oturmamış olduğu yaşlar tiyatro eğitimi için daha iyi oluyor.
someName
Ben 21'de konservatuara girdim 22. yaşımın içindeyken. Benim için bu da bir mutluluk sebebidir yani tamam demek ki varmış ki eskimemiş onlar da almışlar.
someName
Çok serde oldu. Karakter yapısı çok keskin, çok net olan, burada değişim gösteremeyen kişiler biraz zorlanırlar.
someName
Özellikle sahne üzerinde. Dolayısıyla daha genç yaştan eğitim başlar ki, su gibi olmak diye bir terim vardır.
someName
Biraz daha yumuşak, akışkan olmak diye terimler vardır. Bunlar aslında başka personalarla, başka karakterlerle kendi karakterini ayırıp onların içinde var olabilmek yetisi oluyor.
someName
Bu belli bir yaştan sonra gitgide zorlaşmaya başlar. İşte dışarıdan nasıl görünüyorum gibi kaygılar gelmeye başlar.
someName
İmajinasyon olarak adlandırılan işte hayal kurup o hayale bağlı kalmaktır oyunculuk.
someName
Yeri geldiğinde bir masa sandalye bile yokken onlar varmışçasına hareket edebilmektir. Bu tip hayal kurmalar yaş ilerledikçe güçleşmeye başlar.
someName
Çocuksu yanımızda yaptığımız bir şeydir ya bizim oyunculuk ve tiyatro. Ve çocukken her şeye fütursuzca inanabiliyoruz.
someName
Kendi kafamızda yarattığımız bir dünyaya.
someName
O inancı, o hayal gücünü, o çocuksu kabiliyeti kaybetmeden bu eğitimi almak ya da işte...
someName
ve ilkokul çocuğu olarak 11 yaşında işte büyük bir sahneye çıkmıştık falan. Ben de çok sevmiştim mesleği. Hatta oyunda o kadar güzel geçmişti ki
someName
buna devam edebilmek önemlidir. 20 yaştan sonra bu gitgide zorlaşmaya başlar.
someName
Mehmet Ali'nin de söylediği şey zaten orada oydu. Biraz geç kalmıyor muyuz gibi bir kaygıydı. Sonradan güzel şekillendik ama.
someName
Köşelerini kırma... Öyle bir yetenek çıkar ki herkesi tokatlar. Yani tak tak tak tak tak sıfır bırakır devam eder.
someName
İlla her okullu iyi oyuncu olacaktır ya da her alaylı biraz eksik kalacaktır gibi bir genelleme cümlesinin sonuna kadar karşısındayım.
someName
Yok tam tersine buna yatkın olan insan...
someName
O yola illa çıkıyor. Bütün buhranlar, bütün sıkıntılar, herkes de farklılık gösteriyor. Özellikle bizim ülkede yani oyunculuğun tam olarak bir sektörünün olmadığı,
someName
tam olarak işte kanunla ya da telif haklarıyla ya da bir sendikayla net çizilmiş sınırlarının olmadığı yıllardan bahsediyoruz.
someName
Son birkaç yıldır ciddi çalışmalar var ama...
someName
ülkemizde kalifikasyonu ve yeterliliği çok
someName
sınırlandırılmamış belgelendirilmemiş bir meslek grubu. Yani bugün...
someName
Bu ülkede herhangi bir marangoz atölyesinden içeri girip sen bir az kenara çekil de ben bir sandalye yapayım canım sandalye yapmak istedi diyemezsin.
someName
ıslak odunla döverler. Ya da işte ekmek fırından içeri girip kardeş dur ben sana şimdi bir ekmek yapayım diyemezsin.
someName
Ama yolda karşılaştığın çoğu insan kameravarda da biz mi Robert De Niro olmadık gibi bir tavır sahibi.
someName
Aa ben oynarım falan. Bir yandan da oynuyorlar çünkü çok yalancı da bir milletiz.
someName
Ama yani bizim mesleğimizin temeli yalan söylemektir zaten.
someName
O konuda da maşallah çok iyi olduğumuz için kimsede oyunculuğu yapamaz mıyım acaba gibi bir kaygı yok.
someName
Herkes kamera verin ben de oynayayım durumunda.
someName
Sağ olsunlar Erkan abiler Erkan canlar kulise gelip hani bu çocuğu alalım yavaştan eğitime demişler.
someName
Benim baba da o dönem iş adamı ve biliyorsun eskiden hani televizyondur tiyatroculuktur falan bunlara böyle berduş meslekleri olarak bakılırdı.
someName
Yok işte onun şirketi olacak da o şirketin başına geçecek de ben onun için uğraşıyorum da bilmem ne de o tiyatrocu miyatrocu olamaz falan diye.
someName
Bir de ben çocukluğumdan çok net hatırlıyorum. Özellikle işte 17 yaşıma 18 yaşıma kadar bu.
someName
Asmalı konak dönemine kadar. Yani bizimkilerle başlayan bir süreçtir Türkiye'de dizicilik.
someName
İlk başta bunun ayıbı günahı yok bu böyleydi zaten. Oyuncu kadın. Sonra dizilerde kazanılan paralar bir şekilde kulaktan dolma bilgilerle insanlara gelmeye başlayınca
someName
aynı küfür eden insanlar bay benim çocuğum da çok yetenekli bir bakar mısınız diye konservatuar kapılarına ya da kurs kapılarına gelmeye başladılar. Meslek birazcık magazinle ve dizicilikle.
someName
...rayından çıkmaya başladı. Eski filmleri... ...eski ustaların işlerini seyrediyoruz...
someName
Bir avuç insan vardı çocukluğumuzda izlediğimiz. Filmlerde onlar oynardı, tiyatro sahnelerinde onlar oynarlardı.
someName
Evet bir oyuncu kitlesi vardı ama bu sınırlı bir kitleydi. Yani Yeşilçam'ın bir kitlesi vardı, tiyatrocuların bir kitlesi vardı.
someName
Az çok bilindik insanlar bu işi yapardı. Şu anda müthiş bir tüketim var. Bu sadece bizim ülkemizde değil bütün dünyada böyle. Yani bir...
someName
Oyuncu kariyeri izlemek yerine nasıl tüketiriz?
someName
Nasıl? Şimdi bir tane daha yakışıklısı çıksın. Şimdi daha güzeli gelsin. Şimdi bu kadına bakayım.
someName
Şimdi bu erkeğe bakayım. Bir yandan zaten sosyal medyadaki sonu gelmez bir üretim ve tüketim var.
someName
Dolayısıyla her şey bir karışmış durumda. Zaten oyuncu kariyeri izlemek bizim kültürümüzde çok olan bir şey değil. Hani yurt dışında daha ziyade...
someName
İşte Sir Anthony Hopkins mesela gençliğinden bu yaşına kadar gelen kronolojik kariyer...
someName
...gelişimini izleyebilirsin. Brad Pitt keza öyledir. Çoğu aktör böyledir. Robert De Niro böyledir. Apecino böyledir. Adamların akademi kurallarına göre farklı janralarda...
someName
...ürünler vermeleri gerekir. Ama Türkiye'de bu durum biraz farklıdır.
someName
Kabadayı rolüyle mi tanındın ve başarılı oldun? Hep Kabadayı rolleri gelir. Komediyle mi başarılı oldun?
someName
Hop paket olduk biz. Sonra ortaokul, lise. İşte hep bir vardı zaten hani meylim ama meslek olarak yasaklı meslekti bana.
someName
Liseden mezun olunca makine mühendisliği okumak için yurt dışına gittim.
someName
zirzop komediler gelmeye başlar. Hiçbir şekilde bir çeşitlilik, geniş bir yelpaze ya da kendini geliştirmene müsaade eden bir alandan ziyade yok kardeş sana bunu veriyoruz.
someName
Olmuyorsan da ama zaten beğenisini popüler anlamda kazanmış kişiler üzerine yoğunlaşan bir tiyatro casting seçmesi olmaya başladı.
someName
Bu da tabii yapımcıların kolayına geliyor. Çünkü televizyondan çok tanınan ya da magazinel bir ismi afişe koyduğun zaman biliyorsun ki...
someName
Hani Karsiyer'de de bile satacaksın. Ardağan'da da bile satacaksın. Bodrum'da da bile satacaksın.
someName
Tiyatro ile televizyon bu anlamda biraz iç içe geçmeye başladı. Ama bir yandan da şöyle bir durum var. Her televizyonda başarılı olan, tiyatroda başarılı olacak diye bir kaide olmuyor.
someName
Özellikle eskiden oyunculuk daha büyük hareketlerle. Hani 5. sıradan sonrası da.
someName
Bizi çok iyi anlamalı gibi yüksek volümlerle ve büyük vücutsal hareketlerle yapıldığı yıllarda tiyatrocuların kamera önüne geçmesi çok daha zordu.
someName
Şimdi daha minimalist, daha sade oyunculuklar tercih edildiği için günümüz itibariyle.
someName
Bu biraz daha bir iç içe geçmeye başladı. Artık Berkun Oya'nın Crack Tiyatrosu mesela.
someName
seyirciyle performans arasına koyarak ve kulaklıkla aslında oyuncunun yükseldiği bir yerde kalp atışını bile duyabileceğim bir teknolojiyle
someName
natürel, daha minimalist oyunculuklar hayatımıza girmeye başlamıştı birkaç yıl öncesi itibariyle.
someName
Şu anda da Türkiye'de aynen doğallık peşinde koşulan bir durum söz konusu.
someName
Oyunculuğu çoğu zaman replik ezberlemek gibi algılıyoruz. Özellikle dizilerde maalesef çok yaşıyorum.
someName
makine mühendisliğini 3. sınıftan terk ettim. O başka bir bölüme başka bir şey reddim. Orada da aşağı yukarı bir sene geçirdikten sonra Türkiye'ye dönmem gereken bir takım mevzular oldu işle ilgili.
someName
çok da yaşadık. Sabah sete gelip bugün ne çekiyoruz şekerim diye soran
someName
Ben buradan tam olarak suçlayamıyorum çünkü çoğu zaman senaryolar da bir gece önce hazırlanıp geliyor.
someName
Ciddi bir üretim hızı var ve bu hıza kalite olarak asla yetişemiyoruz. Çünkü senaristler...
someName
140 sayfa civarı yazmak zorundalar ana akım bir iş için. Bir hafta içerisinde 140 sayfa kaliteli bir iş çıkarmak zaten çok zor.
someName
Bu ucu ucuna yetişiyor.
someName
Oyuncunun eline Metin Geç geliyor. Ondan sonra bir palaspandıras bir sete girmek ve çekim.
someName
Sonra da işte kaset teslimi gibi her şeyin çok hızlı, her şeyin çok hadi hadi abi diye yapıldığı bir düzendeyiz şu anda. İyi işler çıkıyor mu?
someName
Çıkıyor tabii ki. Ama iki yılda bir.
someName
Ya da senede bir iş, ah be bu dizi ne kadar güzel olmuş diye gıpta ederek bakabiliyorsun profesyonel açıdan.
someName
Her şey tas tamam gözüküyor. Işığı ne kadar güzel yapılmış. Yönetmen ne güzel ödevine çalışmış. Oyuncular ne güzel oynuyor dediğin.
someName
Senede bir iş, iki yılda bir iş falan denk geliyor. Onun dışındaki her şey...
someName
Haydi Palaspandır'a sete girdik Haydi bu da tutarsa tutar tutmazsa Canımız sağ olsun gibi bir yerden
someName
Hiçbir iş güvencesi yok
someName
Yani bir sete girdiğin zaman minimum set orada aşağı yukarı 70 kişiyle falan kuruluyor. Işıkçısından, setçisinden, makyajından, kostümünden runner'ına kadar baktığın zaman prodüksiyonuna.
someName
Aşağı yukarı en az bir 70 kişi çalışıyor. Çekirdek aile diye hesaplasan işte hanım çocuk desen 3 kişilik bir aileden 200-210 kişi demek ya bu.
someName
Bir sene kadar sonra da bir cumartesi ertesi, pazar sabahı, bir hayli zorlu geçen bir Taksim gecesinden sonra kuzenimin evine gidiyordum tam kahve içmeye.
someName
Bir baktım aşağıda yakın arkadaşı var, arabayla bekliyor. Nereye gidiyorsunuz işte?
someName
Kabaca bir hesapla. Aslında 200 kişi bir umutla giriyor oraya. Oyuncusundan set işçisine kadar. Eskiden şu vardı.
someName
13 bölüm anlaşma yapılırdı kanalla. 13 bölümü sonra tutmadı mı? Canımız sağ olsun derdi. Yola çekilirdi herkes. Şimdi gaddarca bir şekilde...
someName
İlk bölümden reytinglere bakılıyor, ikincide de bakılıyor, üçüncü bölüm itibariyle çat diye bir telefon gelebiliyor yapıma.
someName
Dolayısıyla bu nasıl sonuç veriyor?
someName
End of preview. Expand in Data Studio
README.md exists but content is empty.
Downloads last month
-